Cumartesi, Ekim 14, 2006

BenimLe Çıkarmısın?

...Henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı.. Tedavisi mümkün olmayan bir kanser türüne yakalanmıştı..
Kahır içinde kendini eve kapatmış, sokağa dahi çıkmıyordu.
Bir annesi bir de kendisi.. Bunlardan ibaretti hayat onun için.

Bir gün çok sıkıldı.
Sokaklara attı kendini..
Bir yığın vitrinin önünden geçti. CD satan bir dükkanın önünden geçerken aniden durdu ve kapıdan içeri bakarak hayal meyal gördüğü tezgahtar kıza baktı.. Tam gidecekken bir kez daha baktı tezgahtar kıza.
Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı..
Gözleri ve yüreği takılı kalmıştı. Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi.
Kız gülümseyerek ona doğru yürüde ve "Size nasıl yardımcı olabilirim?" diye seslendi..
Öyle bir gülümseyişti ki genç şaşırdı, geveledi, bocaladı sonra "Evet" diyebildi..
Rasgele bir CD`yi işaret ederek "Evet,bu CD yi almak istiyorum" dedi.
Genç kız CD`yi aldı ve içeri gitti.
Az sonra CD`yi paketlemiş bir biçimde geri geldi.
Genç paketi aldı evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı...
Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti.
Yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gelip açmadan paketi dolaba attı.
Günler hep sardırılıp açılmayan CD alımları ile geçti gitti..
Bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu.
Annesine açıldı sonunda.. Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda?" dedi.
Ertesi sabah cesaretini toplayıp aynı dükkana gitti ve yine bir CD seçti.
Kız plağı sarmak üzere arka kısma gidince genç "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz ?" diye yazarak altında ev telefon numarasını ekleyip gizlice kasanın üstüne koydu.
Sonra genç kızdan CD`yi alarak kaçarcasına uzaklaştı dükkandan..
İki gün sonra evin telefonu çaldı. Anne açtı telefonu..
Evet oydu, CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan..
Delikanlıyı istedi..
Gizlenen notu daha yeni bulmuş ve görür görmez aramıştı.
Ama delikanlının annesi ağlıyordu..
"Duymadınız mı ? " , "Dün kaybettik oğlumu.." dedi anne, genç kız şaşkın ve üzgün bir biçimde telefonu kapadı..
Cenazeden birkaç gün sonra anne oğlunun odasındaki eşyaları düzenlerken gözüne dolabındaki paketler ilişti.
Paketleri aldı oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı..
İçinde bir CD ve birde not vardı; "Merhaba,sizi öyle tatlı buldum ki, bir akşam birlikte çıkalım mı ? Ezgi !.."
Bir başka paketi açtı anne. Yine başka bir not vardı.
"Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece için birlikte çıkalım.. Sevgiler.."

Cumartesi, Ekim 07, 2006

Kendine İyi Bak..

"Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.



"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum "



"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, Yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."



Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine


"Kendine Iyi Bak" gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.. Ta ki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar* Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.



Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Seni suskunluga mahkum edip giderler.
Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.



Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin. Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, Bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, Çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler.



"Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" Diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.



Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin....

Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin.
Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin.
Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin.
Kendine iyi bak deme bana.
Nokta koyma.



Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?
Sen eksikken, ben nasil tam olurum?
Senden kalan boslugu kimlerle doldururum?
Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi?


Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi?

Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden...,
Gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?
Peki o zaman...
Senin istedigin gibi olsun...
Öyleyse...
Sen de "Kendine Iyi Bak.



Kendine Iyi Bak derler, kursunu kafana sıkıp giderler.

Dosta ÖzeL

Sevmedik mi yürekten,

Ağlamadık mı omuz omuza,

Dayanmadık mı zorluklara,

Paylaşmadık mı yalnızlıkları,

Parça parça...

Bir sana, bir bana

Bölüşmedik mi dostluğu? Bir ekmek gibi...

İnkâr edilemez!

Silinemez!

Yok edilemez! Değil mi?

Güzel yüzlüm...

Hatırladıkça gülümse.

Pembe yalanlarımıza bile,

Gülümse hadi…

Ama yürekten, ama içten gülümse.

Aynı dostluğumuz gibi.

Saf ve temiz gülümse,

Güzel yüzlüm...

Kırdık, kırıldık zaman zaman.

Ama bitmedi bitiremedik...

Saklı kalsın ellerin, gözlerin,

O eşsiz sağlam yüreğin..

Sakla ki hatırla gün geçtikçe;

Sevdalarımızı, acılarımızı,

Paylaştığımız yalnızlıkları...

Ağlama demiştim sana kaç kere.

Bak yine dinlemedin beni!

Gülümse hadi gülümse güzel yüzlüm...

Ama unutmadan,

Ama üzülmeden,

Ama üzmeden!

Uzat ellerini.

Tutarım hala eskisi gibi!

Dostça, mertçe, erkekçe

Yanındayım bilesin..

Rüzgârım esti geçiyor.

Bak şimdi yanından,

Duymadın mı sesimi?

Yanaklarından öperken,

Hissetmedin mi?

Ayrı ayrı mekanlar,

Farklı farklı zamanlar,

Silemeyecek asla

Seni de, beni de...

Ve, o güzel yüreğini sevgili dostum...

Hadi gülümse,

Gülümse..

Ama yürekten, ama içten!

Sen sana yakışanı yap sevgili dostum.

Hep gülümse.

Gülümse

Güzel yüzlüm...